Karşıyaka durak'lamadı! PDF Yazdır e-Posta

 

 

Siyasetin içinde yer aldığım süre boyunca cevabını bulamadığım tek bir soru vardı. “Eğer bir ilçe örgütüne yön veren/verecek ilçe yönetimini yine o ilçenin belediye başkanı seçecek ve onların çalışmalarına dayatmacı bir şekilde müdahale edecekse acaba o ilçelerin başkan ve yönetimleri ne diye vardır?” İnanın hala da bu sorunun cevabını bulmuş değilim.

Bana göre bu tür veya benzer bir müdahaledense yapılacak basit bir tüzük değişikliği sorunu pek tabi ortadan kaldıracaktır. Mesela parti tüzüğüne “İlçelerde parti adayı olarak seçilmiş belediye başkanları aynı zamanda ilçe örgütünün de başıdır” şeklinde bir madde eklenirse seçimle, kongreyle de uğraşmamış oluruz. Çünkü hemen hemen her ilçede, seçilmiş belediye başkanları, ilçe örgütünü oluşturmak/şekillendirmek üzere girişimlerde bulunuyor. Ve bu girişimler sonunda bir kaçı dışında neredeyse bütün belediye başkanlarının başarılı olduğunu görüyoruz. Seçildiği günden itibaren parti ve parti politikaları adına tek bir faydalı adımı bulunmamasına rağmen ilçe kongresinde kendi adayını çıkararak kaybeden/kaybettiren ve netice itibarı ile hem adayını hem de kendini rezil eden acemi başkanları saymazsak ilçelerdeki belediye başkanı hâkimiyeti bariz bir şekilde görülmektedir.

İlçe başkan ve yönetimleri belediye başkanlarının müdahalesi ile belirlenen kimi ilçelerde uyum hâkimken kimilerinde ise kavganın gürültünün eksik olmadığı biliniyor. Örneğin Menemen, Narlıdere, Gaziemir, Beydağ ve benzer ilçelerde gerek başkan gerekse yönetimlerinde en ufak bir çatırtı duyulmazken Buca’da kıyamet kopabiliyor. Ben ilçelerde uyum bile hâkim olsa, bir belediye başkanının ilçe örgütünü şekillendirmesine şiddetle karşıyım. Dahası bu yapının verimli olabileceğine inanmıyorum. Kimse kusura bakmasın ama ben bunu genel bir parti yararından çok başkanların kendi yararına kişisel bir hamle olarak görüyorum. Bu açıdan dün yapılan, CHP’nin Karşıyaka ilçe kongresi, örgüt ve örgüt geleceği adına beni son derece umutlandırdı.

Cevat Durak gibi partisine ve partilisine hizmeti tartışılmaz bir ismin desteklediği aday kongrede kaybetti. Açıkçası ben bu tercihin Cevat Durak’ın şahsından çok sisteme bir tepki olarak gerçekleştiği kanısındayım. Partililer (delege) bu kongre ile birlikte belediye ve örgüt işlerinin birbirinden ayrılması gerektiği konusunda bir irade ortaya koydu. Durak kaybetmiş sayılmaz ama yine de kendini sorgulamasında fayda var.

Ali Engin delegeyi müthiş bir şekilde etkiledi. Ne Karşıyakalı olarak ne de il başkanı olarak değil sade ve sadece efendi olarak etkiledi. En basitinden Cevat Durak’ın “Karaege aday olmasın!” şeklindeki ısrarına Ali Engin’in verdiği cevap bana göre son derece yerinde verilmiş bir cevaptı. Engin “Bu arkadaşımızın partililiğinde, itibarında, eğitiminde, mesleğinde, kariyerinde, davranışında sorun mu var?” dedi.

Açıkçası ben bu cevaptan etkilendim. “Ali Engin bu işi biliyor!” dedim.

Çünkü Ali Engin, merkezden 120 kilometre uzağındaki bir ilçeye gidip örgütü dururken belediye binasına yamanan bir il başkanı olmadı. Örgüt içi mevzularda belediye başkanlarından fikir aldı belki ama talimat almadı. “Nedir, ne değildir?” diye önce ilçe başkanlarına sordu. Partinin geçmişi ve bugünü arasında bir köprü oldu. Ben Ali Engin’e baktığım zaman tanıdığım/bildiğim birlikte çalıştığım Kemal Karataş’tan, Rıfat Nalbantoğlu’ndan, Ekrem Bulgun’dan bir şeyler buluyorum. Bana göre bu hepsi birbirinden değerli isimler zamanında partide var olan ve esası sevgi, saygıya dayalı disiplin yeniden tesis ediliyor.

Bugün en çok mutlu olduğum şey ne biliyor musunuz? Sanıyorum bu kongre ile birlikte artık CHP'de belediye başkanlarının değil de partililerin sözü geçmeye başladı! Gözümüz aydın. Ne diyeyim? Güçlü örgüt güçlü CHP!

Tebrikler Ali Engin...
 

Mustafa Ali Fırtına

 

(28.01.2013 tarihinde www.egedesonsoz.com haber sitesinde yayınlanmıştır.)

 

 

ATATÜRK KÖŞESİ

SPONSOR BAĞLANTI


ANKET

Basım için hazırlamakta olduğum kitabımın adı "SABIK ALİ" sizin için ne ifade ediyor?
 

SİTE İÇİ ARAMA