Adamsın! PDF Yazdır e-Posta

 

Ercan Tatı adı kulağıma çalındığında, baktığım televizyon ekranı yâda okuduğum gazete sayfasında genel olarak olaylı, tartışmalı belediye meclis toplantılarını veya hararetli basın açıklamalarını görürüm. Sağdan olduğu kadar soldan da eleştirilen Tatı, bana göre bu anlamda belki de İzmir’in en şanssız belediye başkanı diyebilirim. Şüphesiz onu eleştirenlerin kendilerine göre haklı olduğu yerlerde vardır. Kim bilir? Hatta Tatı belki de siyaseten onlara haksızlık bile ediyordur. Ben konumum itibariyle meselenin bu boyutunu bilmem. Ki bilmediğim bir mesele hakkında yorum yapmayı da doğru bulmam. Fakat olayların aslını bilmeyen bir insan olarak benim penceremden görüneni merak eden biri olursa da fikrimi açıklamakta hiçbir sakınca görmem. Şahsen Buca’da yaşanan/gelişen olaylara her ne kadar vakıf olmasam da sadece basından izlediğim kadarıyla hakkında bilgi sahibi olduğum Tatı’ya nedenini bilmediğim bir şekilde hep sempati duymuşumdur. Öyle anlar olmuştur ki kiminin beğenmediği Tatı ettiği bir söz ile benim hayranlığımı kazanıp birlikte çalışmayı arzu ettiğim bir belediye başkanı haline gelmiştir. Çoğu zaman da üzerine çok gidildiğini düşünerek onun adına üzülmüşümdür.


Neyse, yeni bir tartışmaya meydan vermeden ve Tatı muhaliflerini de karşıma almadan yazıma esas konuya geçsem sanırım daha iyi olacak…


Yazmaya karar verdiğim bu konuda hassas olmamın belki de tek nedeni olan henüz 2,5 aylık kızım Duru kucağımdayken, televizyonda izlediğim terk edilmiş bebek haberinin görüntüsünde Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı vardı. Her terk edilmiş bebek haberinde olduğu gibi bu haberde de biz eşimle birlikte ağlarken, televizyon ekranından izlediğimiz Tatı, o bebeğe öylesi güzel bakıyordu ki içimizdeki sıkıntıyı/hüznü alıp götürdü. Duygusallığımı taze baba oluşuma verebilir ve hatta abarttığımı bile düşünebilirsiniz. Ercan Tatı’nın başkanlığını değil insanlığını yazıyorum. “Kim olsa onun yaptığını yapar/yapardı” diyebilirsiniz. Haklısınız da… Ama herkes onun gibi bakmaz. Sizde eğer benim gibi, her bir halttan kendine pay çıkarıp yatağa düşmüş insanları bile kendisi için reklam malzemesi yapan belediye başkanları görmüşseniz ne demek istediğimi sanırım anlayabilirsiniz. O an, ne kameralar ne de objektifler, Tatı’nın umrunda değildi. O, daha dünyaya gözlerini açar açmaz, baştan kaybetmiş bir bebeği büyük bir hayranlıkla izliyor, onu gözleriyle seviyordu. İşte nihayet o nedensiz hayranlığımın nedenini de bu sayede bulmuş oldum. Merhametliydi çünkü ve adamdı bana göre… Hemde adam gibi adam!


Düşünsenize, ya o temizlik işçileri bebeği fark etmeseydi. O vakit daha acı bir haber izlerdik. Ve kuşkusuz fatura evvela temizlik işçilerine sonrada Tatı’ya kesilirdi. Yerli yersiz suçlamayı, eleştirmeyi çok severiz de yeri gelse bile takdir etmeyi bilmeyiz. Bakın, Tatı ne yaptı? Tatı, o işçileri ödüllendirdi. Dikkatlerinin bir canı yaşatmaya vesile olduğunu ve ne kadar güzel bir iş yaptıklarını onlara bir kez daha hatırlattı.


Sizin için küçüktür, önemsizdir belki ama benim için büyüktür, önemlidir. Sırf bu yüzden işte bu yazı da Tatı’ya bir küçük teşekkürümdür. Ve bu teşekkür de, Tatı’nın ne bebekle ilgili taahhüdü ne de işçilerle ilgili takdiri içindir. Bu teşekkür, bir günlük bile olsa bir bebeğe insan gibi bakıp değer verdiği ve içindeki merhameti reklamın önünde tuttuğu içindir.


Sevgi, saygı ve selamlarımla…
 

Mustafa Ali Fırtına

 

(24.12.2012 tarihinde www.egedesonsoz.com haber sitesinde yayınlanmıştır.)


 

 

ATATÜRK KÖŞESİ

SPONSOR BAĞLANTI


ANKET

Basım için hazırlamakta olduğum kitabımın adı "SABIK ALİ" sizin için ne ifade ediyor?
 

SİTE İÇİ ARAMA