Mustafa Ali Fırtına'nın Kaleminden Efsane Başkan Mehmet Eriş Röportajı... PDF Yazdır e-Posta

Kelimelerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız...

Mehmet Eriş ve Mustafa Ali Fırtına

SENİ SEN YAPAN HALKTAN KOPMAYACAKSIN !

 

 

“CHP’li olmak kolay değildir. Birçok acıyı unutturur. Yürek ister. Gönül ister. Hata yapılır üstlenirsiniz. 2004 yılında hatalar yapıldı. Ki böyle bir belediyeyi teslim ettiğim için yine ben hatayı kendimde görüyorum. Ödemişlilerden özür diliyorum. Ben yenildim ama demokrasi kazandı. Düne bakarak başka hesaplar yapanlar bizi tanımıyorlar demektir. Ben Bekir’i bugün tanımıyorum. 1994’te babamı kaybettiğim günlerde bana siyaseti teklif eden oydu. Dostlarımı unutmam. Arkadaşlarımı satmam. CHP büyük bir ailedir. Her olay tartışılır ama bugün tartışma günü değildir. Düşmanı güldürmeyeceğiz. El ele gönül gönüle çalışacağız. Bu duygularla Mustafa Kemal’in önünde İsmet İnönü’nün, binlerce şehidimizin önünde bu belediyeyi nasıl teslim ettiysek öyle almak boynumuzun borcudur.”

 

Bana göre bugünkü Eriş’i Eriş yapan ne başkanlığı ne de siyasi hayatıydı. E bana göre dedim. Kızmaca yok lütfen. Eriş’in işte bu konuşması ona kızan kızmayan, onu seven sevmeyen herkesin tüylerini diken diken etti. Perdeler kalktı, duvarlar yıkıldı. Bazılarındaki öfkenin yerini büyük bir sevgi aldı. Yerel seçim çalışmalarında adeta destan yazan bu adamı satırlarıma konuk ettim. Ben sordum o söyledi. Sizse okuyacaksınız. 

 

 

Mustafa Ali Fırtına : Değerli başkan size bu sıfat öyle bir yakışmış ki başkanlığın üzerinden geçen bunca zamana rağmen size başkanım denmesi bana göre o anlamda size duyulan bir güvenin ve aynı zamanda özlemin de göstergesi diye düşünüyorum. Başkanlık maceranız ne zaman başladı?

 

Mehmet Eriş : Güzel kardeşim öncelikle yeri gelmişken, ne zaman köşende adım geçse benim hakkımda yazıya döktüğün güzel kelimeler ve kurduğun güzel cümleler için sana teşekkür ederim. Sorunun cevabına gelecek olursak; ön seçimle belediye başkanı adayı oldum. Ve 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan yerel seçimlerde halkımızın anlamlı desteği ile Ödemiş Belediye Başkanı olarak seçildim.

 

Mustafa Ali Fırtına : Belediye başkanlığınız süresince “en iyi yaptığım iş buydu” diyebileceğiniz çalışmalarınız nelerdi?

 

Mehmet Eriş : Şimdi bu soruya değişik yönlerden cevaplar vermek mümkün. Halka sağladığı yarar açısından bakabileceğimiz gibi işin bütçesi yönünden de ele alabiliriz. Fakat bir başka bakış açısı var ki o da söz konusu işi bütçesinden ya da büyüklüğünden ziyade bende bıraktığı izler açısından ele almaktır. Bu anlamda en iyisi diyebileceğim iş Karahayıt Mevki’nde yaşayan ve hiç suları olmayan insanlarımız için içme suyu yapmamızdır. Bu insanlara Av. İbrahim Yavuz kendi kuyusundan su veriyordu. Göreve gelir gelmez ilk sarıldığımız iş o oldu. Benim için anlamlı bir çalışmadır. Ve belki de ilk işim olması nedeniyle de bende ayrı bir yeri vardır.

 

Hemen aklıma gelen başka bir çalışmamız daha var. Ödemiş’in en eski mahallesi olan Meşrutiyet Mahallesi’nde 1 m2 dahi park alanı yoktu. Kamulaştırma yaparak 3 ev yıktık. Ve mahallenin çocukları için oyun alanı açtık. Yüzölçümü büyük olmayabilir ama benim için ve o mahallenin çocukları için değeri hiçbir şekilde ifade edilemez nitelikte anlamlı bir çalışmamızdır.

 

280 kişi olarak belirlediğimiz şehit aileleri, gaziler, özürlüler, aceze ve 2022 maaşından yararlanan yaşlılardan oluşan bir kitleye on tona kadar bedava su verme yönünde oy birliğiyle aldığımız kararın da aldığımız en iyi kararlardan biri olduğunu düşünüyorum.

 

Tabi Türkiye’de örnek olan kararlarımız da oldu. Geçtiğimiz günlerde yıldönümü olan 17 Ağustos depremi benim başkanlık dönemime denk gelmiştir. Türkiye’ye örnek olacak bir uygulamaya imza atarak inşaat suyu abonelerine ucuzluk yaptık. Böylelikle suyu bol kullanmalarını sağlayarak betonun kaliteli hala gelmesini hedefledik. Bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Yine suyla ilgili olarak Türkiye’de tek karar diyebileceğimiz bir uygulamamız oldu. 2000 yılında suya zam yapmıştık. 2003 yılında da İller Bankası paylarımızdaki faiz düşüşlerinden kaynaklanan oran kadar yani %13 olacak şekilde suyu ucuzlatmıştık.

 

Mustafa Ali Fırtına : Sn. Başkan bugünlere nazaran birçok açıdan zor bir başkanlık dönemi geçirdiniz. Bunun siyasi yanına yani örgüt desteğine ve ilişkilerinize az sonra değineceğim lakin sizin döneminizde meclis üyesi çoğunluğu sizde olmadığı gibi diğer partilerin de ciddi anlamda temsili ile bir harmoni oluştu. En ufak bir çatırdama olmadan o ahengi nasıl sağlayabildiniz?

 

Mehmet Eriş : Benim başkanlık ettiğim dönemde on bir CHP’ li, beş DSP’ li, beş ANAP’ lı, üç MHP’ li ve bir DYP’ li üyeden oluşan bir belediye meclisimiz vardı. E tabi kolay değil karşında dört siyasi partinin on dört temsilcisi var. Bizim sayımız on bir. Ama biz bunu hiçbir zaman mesele yapmadık. Siz-biz kavgasına dönüştürmedik. Çalışma içinde birbirimizi daha iyi tanıdık. Doğru şeyler ortaya koyunca da kararlarımızın büyük çoğunluğunu oybirliğiyle aldık.

 

Mustafa Ali Fırtına : Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde önünüze gelen, size aktarılan ya da yaşadığınız en acı olayı anlatabilir misiniz?

 

Mehmet Eriş : Sevgili Mustafa bir belediye başkanı için en büyük acı başkanlık ettiği şehrin insanları özellikle de gençlerinden gelen çalışmak için istediği iş talebine çözüm bulamamaktır. En başta iş için gelen herkese yardımcı olamadığım için üzüldüm. Elimde olmasa da üzüldüm. Ama bir olay daha var ki ne zaman aklıma gelse hüzünlenirim. Manyası Caddesi üzerinde bir evde yaşayan yaşlı bir teyzemiz vardı. Evi oldukça bakımsız ve ciddi anlamda bir onarım gerekiyordu. Biz o teyzenin evini onardık. O gece ev her şeyiyle hazır hale gelmişti. Hatta komşuları o yaşlı teyzemizin çamaşırlarını ve halısını yıkayarak perdelerini astılar. Bende o gece rahatsız etmek istemedim. Sabah hediyemle kendisini ziyaret edecektim. Ama maalesef o yaşlı teyzemiz o gece yanarak can verdi.


Mustafa Ali Fırtına : 2004 seçimlerini neden kaybettiniz?

 

Mehmet Eriş : Neden kaybettik? Güzel bir soru hemen cevaplayayım. O dönemde seninde çok güzel bir tespitin vardı. Köşe yazında okumuştum. Hatırlıyorum. İktidarın gücü Ödemiş’te dengeleri değiştirdi diye yazmıştın. Yani şöyle; bu bilindik güçlerden değildi. İktidar gücünün ilçemizde bakanlar düzeyindeki baskısının bu yenilgiye neden olduğunu söyleyebilirim. Tabi sadece bu değil. Buna parti içi yaşadığımız olumsuzluklar da eklenince kayıp kaçınılmaz oldu.

 

Mustafa Ali Fırtına : 2009 yerel seçimlerinde aday adayı olurken kendinizi şanslı görüyor muydunuz?

 

Mehmet Eriş : Adaylık başvurumu yaparken diğer aday olan arkadaşlara başarılar dileyerek başvurdum. Kendimi şanslı görüyordum. Bir kere inanıyordum. Adaylık açıklamaları gecikince o dönem CHP Genel Başkanı olan Sn. Deniz Baykal’ı aradım. Adayın bir an önce belirlenmesini istedim. Ve hatta gerekirse benim üzerimi çizin dedim. Ben bunu Sn Genel Başkana 2004 seçimlerinde de aynı şekilde söyledim. Hatta kendisi “Mehmet böyle düşündüğün için teşekkür ederim. Gözlerinden öperim. Türkiye’de “benim üzerimi gerekirse çizin bir an önce seçime gidelim” diyen tek kişi sensin” dedi. Burada önemli olan partinin başarısıdır. Ben merkezli bir siyaseti hiçbir zaman tasvip etmedim.

 

Mustafa Ali Fırtına : 2009 yerel seçimlerinde aday olmadığınızı öğrendiğinizde içinizden kendinizi kenara çekmek, çalışmalara katılmamak gibi bir düşünce geçti mi?

 

Mehmet Eriş : Kesinlikle öyle bir şey düşünmedim. Yani bu konuda en ufak bir tereddüt yaşamadım. Benim yaptığım doğru olandı. Bu şekilde davrandığım için de en ufak pişmanlık duymadım.

 

Mustafa Ali Fırtına : Yerel seçim çalışmalarında gösterdiğiniz performans ve sergilediğiniz tutum sizi farklı kıldı. Birçok şeyi gölgede bıraktınız. En uzun ve en etkileyici konuşmayı siz yaptınız. Taktiksel çıkışlarınız oldu. İnsanların hayranlığını en önemlisi de örgütün sevgisini kazandınız. Böylesine önemli bir noktada ilçe başkanlığına aday olmayı niçin düşünmediniz?

 

Mehmet Eriş : Beni arayan baskı yapan insanlar vardı. İlçe başkanlığına aday olmamı istiyorlardı. Düşündüm. Bir karar verdim. Seçim kazanmış, yerel seçimlerde başarıyı yakalamış bir ilçe yönetimine karşı aday olmamalıydım. Bizim örgütümüz parçalanabilirdi. Partiye dışarıdan katkı koymayı düşündüm. Eşimin rahatsızlığı da bu kararı almam da etkili oldu. Yerel seçimlerdeki başarımızın sürekli olabilmesi için var olan bütünlüğü devam ettirmek zorundayız. Dün zafere giden yolda her kim var ise bugünde onlar olmalı yarında... Hatta daha fazla insanı yanımıza katmalıyız. Kimseyi küstürmemeliyiz. Bu Mustafa olur. Hasan olur. Ayşe olur. Her kim olursa yani. Mustafacım ben geçmişte bunun sıkıntılarını çok yaşadım. Bu sıkıntıları bilen biri olarak verdiğim kararın en doğru karar olduğuna inanıyorum.

 

Mustafa Ali Fırtına : Sn. Başkan karizmatik ve dost canlısı yapınızın yanı sıra ardı ardına sıralayabileceğim birçok iyi yanınızın var olduğunu görüyorum. Tevazu ve anlayış sahibi bir insansınız. Siyaseten geldiğiniz noktada pek çok kişide olmayan bu ender özelliklerinizin de göz önüne alınması halinde “Ankara size yakışır” gibi bir durum ortaya çıkıyor. Giydiğinizi yakıştırıyor ve söylediğinizi alkışlatıyorsunuz. Bu duruma yöremizin yıllardır eksikliğini yaşadığı “etkili bir vekil” gönderememe acısı da eklenince şansınızın bir hayli fazla olduğunu düşünüyorum. Milletvekili adaylığını düşünüyor musunuz?

 

Mehmet Eriş : Değerli kardeşim önümüzde bir referandum (halk oylaması) çalışması var. Zaten örgütle, partililerle sürekli çalışma görüşme ortamı yaşıyorum. Referandum çalışmalarında partililerle, hemşerilerimizle daha yakından görüşme fırsatı bulacağım. Milletvekilliği adaylığımı da bu çalışmaların ışığında değerlendireceğim. Ama bugünden kararımı soruyorsan; “neden olmasın?”. Birikimim var. Küçük Menderes’te yaşayan hemşerilerimizin ve partililerimizin sorunlarını bilen ve yaşayan biri olarak milletvekilliği görevi verilirse de hakkıyla yerine getirebileceğime inanıyorum. Ama bu konudaki son karar örgütümün ve partililerimindir. Fakat yeri gelmişken eklemek isterim. Beni bu konuda yüreklendiren örgütteki arkadaşlarımıza, partililerimize bunun dışında diğer siyasi partilerden dostlarıma, sivil toplum örgütü temsilcisi olan arkadaşlarıma yürekten destekleri için de teşekkür ederim.


Mustafa Ali Fırtına : Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni genel başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte partinin çalışma şeklinde de bir değişiklik olduğu gözleniyor. Genel seçimler öncesinde ön seçim yapılması yönünde bir umudunuz var mı?

 

Mehmet Eriş : Sn. Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesiyle CHP yeni bir yüz kazandı. Halk Kemal Beyi çok sevdi. Oldukça iddialı bir temposu var. Bunun yanı sıra halkçı söylemleri ile de medyada geniş yer buldu. Bu ortamda ön seçim olma olasılığı artmıştır. Tabi bu benim görüşüm. Ama sonuç olarak genel merkezin vereceği karar doğrultusunda bu gerçekleşecek. Ne var ki şunu da unutmamalıyız. Küçük Menderes havzasında bulunan Ödemiş, Tire, Bayındır, Kiraz ve Beydağ’ın örgüt desteğini arkasına güç olarak alan adayın uzun zamandır milletvekili olmayan bölgemizi temsil etmesi kaçınılmazdır.

 

Mustafa Ali Fırtına : Aslında çokta içine girmek istemediğim bir konuya geldi sıra… Örgütsel yanı ağır basan bu röportajın içerisinde mesleki zaruriyet açısından girmem gereken konuya gelelim. Ödemiş Belediyesi’nin son dönem çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Mehmet Eriş : Kenar mahallelerde eksik kalmış çalışmaların tamamlanması yönünde yani bir Kuvvetli Mahallesi, bir Türkmen Mahallesi, bir Zafer Mahallesi daha başka adıyla Tekstil Mevki ve bir Üç Eylül Mahallesi için yapılan şeyler oldukça güzel. Yine özellikle ova kısmında yer alan yolların asfaltlanması ve köprülerin tamamlanması yönündeki kararları ve uygulamaları için başkanımı ve meclis üyelerini kutluyorum. Ama daha da önemlisi Atık Su Arıtma Tesisleri’ni daha verimli kullanma amacıyla biyogaz elde etme, peynir suyu ve hayvan tersi değerlendirmesi hatta daha yeni bir düşünce olarak da atık su tesisleri yanına mandıralar için de uygun yer bakarak bu sektörün arıtma tesisi sorunlarının dikkate alınmasıdır. Zamanında bu sektör düşünmeden karar alınmış. Atık su sistemine ön arıtma sistemi ekleme çabasını da görmekteyim. Kentimizdeki üretken sektöre sahip çıkma ve sorunlara çare olunması anlamında iyi yol alınıyor. Başkanın Ödemiş’in en önemli sektörü mandıracılığa sahip çıkmasını da anlamlı buluyorum.

 

Önceki dönemde var olan siyasi anlayış çiftçinin, çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen ama tarlasında hayvanının başında yaşayan insanlarımızın isteklerini görmezden gelmişti. Bizim yaptığımız köprülerden, dere ve yol ıslah çalışmalarından sonra bu tür hizmetlerin arkası gelmemiştir. Benim dönemimde yapılan beş köprünün üzerine bu dönemde beş köprü daha yapılmış olması kadar güzel bir şey var mıdır? Başta Şehit Ali Dereli Mevkii olmak üzere bahçe yollarında yapılan asfalt çalışmaları da yerinde alınmış bir karardır. Şehidimiz Ali Dereli’nin anısına sahip çıkılması bile benim için yeterlidir.

 

Son dönem belediye çalışmaları ile ilgili olarak son bir şey daha eklemek isterim. Eğitimci olarak bu konuyu çok önemsiyorum. Hatta başka yerlere de örnek olmasını diliyorum. Kavukçu, Karahayıt, Kumkuyu gibi çevre muhitlerden okullara giden öğrenciler iklim şartlarına dayalı olarak yağmur, çamur ve soğukla mücadele ederek hatta bu da yetmezmiş gibi başıboş köpeklerin saldırılarına maruz kalarak zorluklar yaşıyorlardı. Seçim çalışmalarında bu konuyu daha da yakından gören CHP Kadın Kolları ve Belediye Meclis Üyeleri seçimi kazanır kazanmaz bu konunun üzerinde durmuşlardır. Başkan bu sorunu çözmüş ve çocuklarımıza sahip çıkmıştır. Mesele ailelerin gözü yollarda kalmayacak şekilde çözüme kavuşmuştur. Bu çözüm sosyal belediyeciliğin, halkçı belediyeciliğin en güzel örneğidir. Yıllardır yetkililerce çözüm bulunamayan bu eğitim sorununun çözüme kavuşması bir eğitimci olarak beni çok mutlu etti.

 

Mustafa Ali Fırtına : Geldik röportajın sonuna… Gazetecilik hele hele de yerel olanı inanılmaz derecede hassas bir iştir. Bu mesleğin zorluklarını iyi bilirim. Kimsenin yalakası da olmadım. Bugüne kadar ne yazdıysam hep arkasında durdum. Öyle olmaya da devam edecek. Bugün, bu mesleğin zorluklarına inat var olma mücadelesi veren değerli arkadaşım aynı zamanda da dostum olan ve alaylısı olduğum bu yerel basın camiasının mekteplisi kardeşim Dilek Acar Özdemir’in kurucusu olduğu Yerel Güç Gazetesi’nin hakikaten de “Yerel Bir Güç” olma anlamındaki matbaa hamlesine karşın anlamlı ve bir o kadar da okunası bulduğum bu röportajı gazetelerine hediye etmekten gurur duyuyorum. Çorbada benim de tuzum bulunsun istedim. Kendi yazdığım Ödemiş’in en eski gazetesi olan Cephe’nin ve onun fedakâr sahibi Mehmet Bozoğlu’nun anlayış göstereceğini düşünerek Ödemişlilerin beğeni ile okuyacağı bu röportajı bu güzel hamleleriyle kurumsallaşma yolunda emin adımlarla ilerleyen Yerel Güç ailesine ve okurlarına armağan ediyorum. Röportajınızın yayınlanacağı bu sayfaların yaratıcılarına siz de bir iki şey söylemek istersiniz diye düşünüyorum. Size bu röportaj talebimi kırmadığınız için teşekkür ederim. Siyasi yaşamınızda başarılar dileyerek son olarak söylemek istediklerinizi almak isterim.

 

Mehmet Eriş : Değerli kardeşim Fırtına. Senin gibi güzel bir insanla bu sohbeti yapmak benim için de keyif verici oldu. Mesleğinizin zor olan yanlarını ve karşı karşıya kaldığınız durumları az çok kestirebiliyorum. Bu anlamda senin de bahsettiğin gibi tüm olumsuzluklara rağmen değişim göstererek kurumsallaşma yönünde hamleler yapan Yerel Güç ailesini de canı gönülden kutluyorum. Son olarak bende sana teşekkür ediyorum ve şunu söylemek istiyorum.

 

Siyasette yılların bana öğrettiği siyaset yaparken örgütle birlikte davranmak asla ama asla seni sen yapan halktan kopmamaktır. Halkın içinde olmadan yapılan politikalar dayanaksızdır. En büyük dayanakta halkın yüreğidir. 

 

(Yerel Güç Gazetesi'nin 24.08.2010 tarihli sayısında yayınlanmıştır.)

 

 

 

ATATÜRK KÖŞESİ

SPONSOR BAĞLANTI


ANKET

Basım için hazırlamakta olduğum kitabımın adı "SABIK ALİ" sizin için ne ifade ediyor?
 

SİTE İÇİ ARAMA