Emekli Başkonsolos Ülkü Recep Başsoy ve Mustafa Ali Fırtına' nın Ödemiş Söyleşisi... PDF Yazdır e-Posta

Ödemiş Mazisine Hasret

           1950 yılında Ödemiş “Cephe” Gazetesi’ni kuran, Demokrat İzmir Gazetesi ve dünyaca tanınmış Mizah Dergisi yazarı Urfalı Burhan Esen’e olan dostluğu ve O’na hayranlığını yaşamakta olduğu Hamburg’dan gazetemize ilettiği bir e – posta ile dile getiren Hamburg emekli Başkonsolosu Ülkü Recep Başsoy, her yıl yazları gelmekte olduğu Ödemiş’e bu yılki gelişinde ilk fırsatta gazetemize ziyarette bulundu. Başsoy, hem ekibimizle hoş bir sohbet içine girdi, hem de bu kapsamda sevgili dost, mizah yazarı Burhan Esen anıldı. Bu arada eski Ödemiş’le ilgili anılar da konuşuldu.


           Başsoy, Gazetemiz imtiyaz sahibi Mehmet Bozoğlu’na, “Cephe Gazetesi’ni, yılmaz bir kararlıkta, ailevi, maddi ve manevi büyük özveri içinde kuran ve sarsılmaz bir idealizmle uzun yıllar yayımlanan Burhan Esen anısını yaşattığı için teşekkür etti ve “Cephe Gazetesi”nin bu özellikleri nedeniyle, Ödemiş ve halkı için, ayrıcalıklı bir anlam taşıdığının altını çizdi.


          1934 yılında doğan ve kendisi “doğma büyüme Ödemişli” olarak tanımlayan Ülkü Recep Başsoy, ilk ve orta öğrenimini Ödemiş’te; Liseyi İzmir Atatürk Lisesinde bitirmiş. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra, meslek memuru olarak Dışişleri Bakanlığı’na girmiş, Merkez (Ankara) ve Türkiye’nin, Buenos Airsel, Brüksel, Trablusgarp, Londra, Duesseldorf, Viyana, Hamburg Büyükelçilik ve Başkonsolosluk kadrolarında 1999 yılına kadar, 39 yıl, çeşitli görev ve rütbelerle hizmet vermiş. Bunlardan Viyana’daki Müsteşarlık görevi sırasında Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı nezdindeki toplantılarda 15 yıl süreyle Türkiye’yi temsil etmiş. Ayrıca, Ankara’da Başbakanlık Atom Enerjisi Kurumunda Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulunmuş ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Nükleer Enerji Güvenlik Denetimi konusunda Master Başkonsolosluğu’ndan yurda döndükten sonra, 1999 yılında emekli olmuş.


         Babası Recep Başsoy, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü mezunu bir öğretmendir. Önce Bursa’da öğretmenlik yapmış, daha sonra Ödemiş’e atanmış ve 1930’lu yıllarda o zaman Ödemiş ve çevre ilçeler yönünden büyük ayrıcalık sayılan Ödemiş Ortaokulu’nun hem kurucusu olmuş hem de 18 yıllık müdürü… Daha önce Millet Mektepleri deneyimini yaşamış ve o zamanki Türk Ocakları ile Halkevi Başkanlıkları yapmış. 1964 yılında Emekli olduktan sonra ise bugünkü Ödemiş Devlet Hastanesi’nin temellerinin atılmasını sağlamış. Ülkü Recep Başsoy, küçüklüğünde, Ortaokul Müdürü babasının, İyi Sinema’nın çatısından, bazen gece yarıları bazen sabaha karşı çalınan ve bütün Ödemiş’ten duyulan yangın sirenleri üzerine nasıl alelacele giyinip heyecan içinde okuluna koştuğunu hala anımsıyor.

 


          Gazetemiz yazarlarından Mustafa Ali Fırtına’nın “yıllara dayalı gözlemleri sonunda Ödemiş hakkındaki düşünce ve izlenimlerinizi merak ediyorum” şeklideki sorusu üzerine;

 


         Başsoy: “Şehir büyüyor ve genişliyor. Benim gençliğimdeki Ödemiş nüfusu yaklaşık on beş bin kadardı. Anladığım kadarıyla bugün yüz yirmi bine dayanmış. Gereksinimleri de bu oranda artmış, bunları karşılayacak olanakları da çoğalmış. Benim zamanım da belediyeler çok yoksuldu. Belediyelerimiz şimdi zengin sayılırlar. Bu da verilen hizmetleri nitelik ve nicelik itibariyle hem çeşitlendirmiş, hem de genişletmiş. Bu sevinilecek bir durumdur.


           Ödemiş, birçok özellikleri yanında hem tarihsel, hem de Türk Ulusunun aydınlanma devrimi açısından çok anlamlı ve ayrıcalıklı bir kenttir. Ödemiş halkı; aydınlanma uygarlaşma devrimlerimize daima açık olmuş, evlatlarının bu yönde eğitim görmesine, yetişip geliştirmesini sağlamıştır. Doğasından kaynaklandırdığı ve yapısında barındırdığı sanatçı, bilim adamı, yazarlar ve özellikle Cumhuriyetin kuruluş yılları ve hemen sonrasındaki aydın devlet adamlarıyla, uygarlaşma yolundaki aydınlanma sürecimize önemli katkılarda bulunmuştur.


        Tarihsel açıdan ise Milliyet Gazetesinin 19 Mayıs 1919 (bugünün uluslaşma savaşımız yönünden önemi hepimizce bilinmektedir) tarihli sayısında birinci sahifeden verilen “Ödemiş Düşmanla Savaşmaya Hazır” başlıklı haberin burada belirtilmesi yeterlidir. Gerçekten Ödemiş halkı, Milli Savaşım yıllarımızda işgalci emperyalist Hıristiyan dünyasına karşı Anavatanımızı kurtarma yolunda Anadolu ve Türk Halkı için bir ilham kaynağı ve umut ışığı olmuştur. Ödemişimizin bu niteliklerinin daima anımsanması, gençlerimize hep anlatılması ve öğretilmesi (örneğin okullarımızdaki tarih derslerinde milli Kurtuluş Savaşımız ve Atatürk’ ün aydınlanmacı devrimleri işlenirken, bu süreçte Ödemiş’ in yerine ağırlık verilmesi) çok yararlı olur.


           Bu çok önemli ve örnek yönleri yanında ne yazık ki Ödemiş’ in 1950’ li yıllarını izleyen dönemde, eskilerin deyimiyle bazı nakiseleri yani eksileri de olmuştur. Bunlar Ödemiş’ in eski mimari dokusunun değerinin bilinememesiyle, korunamaması ve ortadan kaldırılmasıyla ilgili yönlerdir. Mimari, bir anlamda yaşam biçimlerinin, yaşam felsefesinin ve tarihinin çok uzun ömürlü, çok değerli tanıklarıdır. Yollar, sokaklarda öyledir. Onlar bizim kişiliğimizi, uygarlığımızın düzeyini tanımlar, estetik ve güzellik anlayışımızdaki zenginlik ya da yoksulluğu gösterirler. Diyebilirim ki bu yönlerden Ödemiş uzunca bir zaman yoksullaşmış ve asfaltlaşmıştır. Hatta Ege’ deki eskilerden bazıları bu sonucu nitelemedeki lakap’ la anılmaktan hoşnut bile kalabilecek nitelikler göstermişlerdir. Ödemiş’ in eski taşlı yollarının kaldırılarak özgün bir yaşam modelini sergilemesi de ne yazık ki benzer siyasal ve teknik anlayışlara kurban gitmiştir. Yani bence bugün, bilinçli Ödemiş, bir çok eski ve özgün sokakları yerle bir edilen eski hastane caddesinin, hallerinin ve eski mimari eserlerinin ortadan kaldırılması sonucu, mazisine hasret bırakılmıştır. Mazisi, var olan eserleriyle yaşattırılmayan, bunları bilmeyen ya da yok sayan nesillerin kişilikleri, en azından bir eksiklik ve eziklikle karşı karşıyadır. Belki benim, Türkiye’nin ilk ve tek özgün yaratıcılık eseri Peynir Pazarı’ nın ortadan kaldırılması, aynı âkıbete Kompir ve Ekin Pazarlarının uğratılması, eski ve ilk belediye binasının İstiklal Okulu ile İyi Sinema’nın yıkılması kararları bilinçli bir Ödemişlinin, bir Ödemiş-severin havsalasının almayacağı işlerdir. Londra’ daki Saman Pazarı’nın, Hamburg’daki Kaz Pazarının ve Avrupa’nın bir çok ülkesinde ki benzer yerleri hala bu isimlerle anılmaya devam etmesi ve aslına uygun olarak korunması bu kentler için ne güzel ve anlamlı bir zenginliktir ! Bu arada Yıldız Otelinin restorasyonu, tarihi bir evde bir Ödemiş müzesinin açılması karar ve uygulamaları, içi Ödemiş sevgisi ve hasretiyle dolu bir kişi olarak beni çok mutlu etmiştir. İlgilileri kutlamak ve teşekkürlerimi sunmak isterim.


          Bu arada konuyla ilgili olarak beni inciten iki hususu da ortaya koymak gerekiyor. Şu an Ödemişimizin belki en değerli tarihi binası eski Ortaokul’ dur. Hemen belirteyim; genç ve orta yaşlı kuşak bunları büyük bir olasılıkla bilmez ama kurulduğu 1930’ lu yıllardan sonra Ödemiş’ in lise ve yükseköğrenime giden pek çok değerli aydının bünyesinde eğitim aldığı bu okul özel bir ilgi, sevgi ve saygıya değerdir. Bina, bağlı olduğu makamların yıllardır sürmekte olan anlaşılması güç ilgisizliği nedeniyle harap haldedir. En kısa zamanda hem bakım hem de restorasyona (bu arada restorasyon konusunun sade bir müteahhitlik iş olmayıp çok ince bir uzmanlık alanı olduğunu da, yeri gelmişken belirtmek isterim) gereksinim duymaktadır. Ödemiş’ e her gelişimde, bu değerli tarihi mahale giderim. Değer verilmediği ve korunmadığını, bakılmadığını görmek beni Ödemiş adına hep kederlendirmiştir. Bir de hem mimari hem de aydınlanma devrimimizde Ödemiş için örnek bir Kültür Evi niteliğinde hizmet vermiş, mimari açıdan da kent içi bir onur kaynağı sayılabileceği düşüncesinde olduğum Türk Hava Kurumu’ na ait eski Halk Evi binası var. Bu binanın kesinlikle layık olmadığı bugünkü statüsünden kurtarılarak 1940’ lı yıllarda olduğu gibi (lütfen düşünülsün, hem de Avrupa’nın kan gölüne çevrildiği o meş’um yıllarda Türk Ulusu’nun en özgün buluş ve uygulaması olan o unutulmaz ve yeri doldurulamaz Köy Enstitüleri örneğinde olduğu gibi) halkın, okuma kendisini geliştirme, eğitim ve kültür ihtiyaçlarını karşılama yönünden kullanılması, bunu sağlayanlara sadece onur verecektir. Bu konuda Ödemiş’ li aydınlar ile resmi ve resmi olamayan tüm kuruluşlarına sorumluluk düştüğü kanısındayım.

 


           Bu hoş sohbet için Ödemiş Cephe Gazetesi olarak kendisine teşekkür ediyoruz.

 

(Ödemiş Cephe Gazetesi'nin 05.06.2007 tarihli sayısında yayınlanmıştır.)

 

 

ATATÜRK KÖŞESİ

SPONSOR BAĞLANTI


ANKET

Basım için hazırlamakta olduğum kitabımın adı "SABIK ALİ" sizin için ne ifade ediyor?
 

SİTE İÇİ ARAMA